İyiki Doğdun Frida Kahlo

İyiki Doğdun Frida Kahlo

Güzel ve çekici olmak için illa ki makyaj fırçalarına gerek duyulmadığını gösteren nadir kadınlardan biri Frida. Zamanla bir efsane haline gelen Frida hakkında çeşitli  biyografiler yazıldı, filmler çekildi. Kupalara, çantalara onun yüzü ve tabloları basılarak adeta Kahloism denen moda akımı başladı.

Aslında 6 Temmuz 1907’de doğan Frida, 20. yüzyılın ilk büyük devrimi olan Meksika Devrimi’nin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910’nu doğum tarihi olarak ilan etmiş. Nedendir bilinmez. Frida için acı dolu hayat çok erken yaşlarında başlamıştı. Daha altı yedi yaşlarındayken geçirdiği çocuk felci yüzünden tek bacağını kullanamaz hale gelmiş, on dokuzlu yaşlarında geçirdiği trafik kazası ise bütün hayatını değiştirecektir. Kaza nedeniyle yatağından çıkamayan Frida, ailesinin ona verdiği fırça ve tuvallerle resimler çizmeye başlar. Kimi çevrelerce surrealist denilen Frida adeta kendi tarzını yaratmaya işte o yatağa bağlı günlerinde başlar. Frida’nın yaşadığına bile inanamayanlar onun yürümeye başlayıp hayata tutunduğunu görenler şaşkınlık içerisindedirler artık. Frida hapsolduğu yatağından kalkar ve ne kadar inatçı olduğunu herkese gösterir.

Tekrar yürümeye başlayan Frida hayatını değiştirecek olan dönemin komünistlerinden aynı zamanda ressam olan Diego Riviera ile tanışır. Aralarındaki mesleki ilişki zamanla aşka dönüşür ve evlenme kararı alırlar. İnsanlar tarafından bir sıfat da bulunmuştu onların aşkına : Fil ve güvercin…

17 yaşındayken Diego bana aşık olmaya başlamıştı. Babam hiçbir zaman ondan hoşlanmadı çünkü o bir komünistti ve Breughel’in şişman ve şişman haline benziyordu. İlişkimizi bir güvercinin fil ile evlenmesine benzetiyorlardı. Ne var ki, her şeyi ayarlamıştım ve 21 Ağustos, 1929, Coyoacán belediye binasında evlenmiştik.

Fil ve güvercinin aşkı çok çalkantılı bir aşktı çünkü Diego sadakatsizdi ve çapkındı. İkisi de birbirini aldatmış evlilikleri dışında pek çok ilişkileri olmuştu. Ayrıca sağlık sorunları nedeniyle ard arda düşük yapmıştı Frida.

Hayatımda geçirdiğim iki büyük kazadan dolayı acı çekiyordum. Biri o tramvay kazası ve diğeri ise Diego’ydu. Bana kalırsa Frida’yı en çok yaralayan olaylardan biri de Diego’nun Frida’nın kız kardeşi ile birlikte olması idi. İnsan soruyor kendine Frida neden bunlara göz yumdu neden Diego’ya olan hisleri biraz olsun değişmedi diye. Herhalde Frida usülü aşkta böyle bir şeydi. Frida da başka tenlerde başka kollarda aşkı aramışt. Örneğin Meksika’da sürgünde olan Troçki ile birlikteliği olmuştu. Lakin onlar birbirlerine aitti. Onlar acıyı, başarısızlıklarını kısacası hayatı beraber tatmışlardı. Frida’nın günlüğünde dediği gibi dostu, yoldaşı, kocası herşeyiydi Diego…

Frida her tablosunda kaş-bıyık öğelerini ön plana çıkarmış bu da onun biseksüel bir yanının olduğu yorumunu yapmak mümkün. Geçirdiği kazalar yüzünden çocuk sahibi olamayan Kahlo, yine tablolarında çocuk temasını sıkça kullanmış, beslediği evcil hayvanları doğuramadığı çocuğun yerine koymuş.

Sağlık sorunları nedeniyle tekrar yatağa hapsolan Frida’nin ilk kişisel sergisi açıldı ama doktorlar onun kesinlikle yataktan çıkmamasını öğütlemişlerdi. Çareyi yatağını taşıtmakta olan Frida o sergiye bir yolunu bulur ve gider.

Kahlo, 1954’ün Temmuz ayının 13’ünde hayatını kaybeder. Cenazesi de ertesi gün yakılan Kahlo’nun bu dünyaya bıraktığı son tablosu Yaşasın Yaşam adlı bir natürmorttu. Frida tutkulu mu dersiniz saplantılı mı dersiniz bilmem ama ölesiye aşık bir kadındı. Belki de onun hikayesini öğrendiğinizde bitik, yitik ve güçsüz olduğunu düşünebilirsiniz ama yeryüzüne gelmiş en güçlü kadınlardan biriydi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?